Nazilli'de gala rezaleti!

Hayatımda en nefret ettiğim yazılar sınıfına girer belki, şimdi okuduğunuz köşe yazısı..
Belirli bir kesimi, dar çerçevedeki mesleki grupları hakkında polemik üreten köşe yazılarını kast ediyorum. Yazmamak isterdim ama gerçekten mecbur kaldım.

Bu yazıyı öyle beyin hücrelerini kaybetmiş, eğitimsiz, hayatında hiç Ali Ata Bak kitabı bile okumamış, haber yazma tekniklerini dahi bilmeyen, hasbel kader bu camianın içine bir nedenle girmiş, genel kültür fakiri, akademia cühalası sözde meslektaşlarıma yazmıyorum.

Onlar okusa da anlamaz zaten. Evet itiraf edelim, Aydın'da bir gazeteci çöplüğü oluştu arkadaşlar.. Hem de leş gibi kokan.. Eline bırakın artık fotoğraf makinesi almaya, cep telefonunda video çekebilen bile bu mesleğin marka değerini kullanır hale gelmiş. Siyaseten gerçekte tetikçilik ihale almış olanlar bile, sektörde çalışan emekçi gazeteciler tarafından yadırganmaz hale gelmiş. Meslektaşına siyaseten istendi diye iftira atan müptezeller dahi koruma altına alınmış, ağızlarına baklava verilmiş.. Hem de bizlerin mesleği temsil etsin diye seçtiğimiz cemiyet başkanları da bu olaylara 3 maymun teorisiyle bakar olmuş.

O DAVETLİ LİSTESİNİ HAZIRLAYAN KİMSE MESLEĞİNİN ŞEREFSİZİDİR!

Arkadaşlar benim de ilk kurulduğunda, Didim'de muhabirlik yaptığım dönemler üye olduğum Aydın Büyükşehir Gazetecileri Cemiyeti (ABGC)'nin ev sahipliğinde TGK Başkanlar Kurulu toplantısı Aydın'da düzenlendi. Kuşadası, Efeler ve Nazilli'de olmak üzere 3 program düzenleyen ABGC, kendi üyelerinin bir kısmına etkinliklere gelmeleri noktasında davet götürmemiştir. Sorunların konuşulduğu toplantıya da, gala gecesine de davet almamış bir gazeteci olarak açık ve net şekilde gözlemlerimi aktarmaya çalışacağım.

Gala gecesinin düzenlendiği akşam, bir gazeteci arkadaşımla birlikte kahve içiyorduk. Biraz muhabbetin sonunda kendisinin sevgilisiyle birlikte cemiyetin düzenleneceği gala gecesine gideceğini söyledi. Allah Allah dedim, tornacıların düzenlediği gala gecesi değil, gazeteciler düzenliyorsa yıllardır Aydın'da bu mesleğin her pozisyonunda emek vermiş, sahada muhabirlik yaptığı ilk yıllarda dahi mesleki yeterliliğini ispatlamış "Beni" davet eden olmamıştı. Arkadaşım gecenin eşli olduğunu ve az kişinin davet edildiğini söyledi. Eee dedim, 'ben hem evliyim, hem de gazeteciyim' eşli gala gecesine nasıl davet edilmem. Hem de üyesi olduğum cemiyet tarafından.. Ya da istifa dilekçesi verdim de benim mi haberim yok!

Ben meraklı bir gazeteci olarak, gururu kaldırıma attım ve arkadaşımla birlikte gecenin yapılacağı salona yürümeye başladım. Önce programı düzenleyen ABGC Başkanına zar atayım dedim, hemen aradım. Yaa dedim başkan balık varsa programda biz de gelelim? Panik bir ses tonuyla cevap: "Kardeşim Gala Gecesinin davetleri NGC Başkanı Ümit Özmen'i kast ederek, Ümit ayarlıyor" dedi. Ben de Allah Allah beni çağıran olmadı dedim. Sonra salonun önüne vardığımızda, yakından tanıdığım iri bir belediye güvenlikçisi Veysel senin adın listede yok giremezsin dedi. Haydaaaaa, güvenlikçilere rezil olduk iyi mi.. Nerdeyse gazeteci olduğumu ispatlamaya çalışacaktım güvenlikçilere. Yaklaşık 20 dakika aşağıda bekledim, sonra Ümit Özmen'i aradım. Bana dedi ki; programa davetli listesi yani kimlerin katılacağını Cem Ulucan ayarladı. Ben de aşağı kapının önüne gelip beni al dedim. Kendi cemiyetinin genel sekreteri aşağıda güvenlikçi bariyerine takılmış, ama benim başkanım daha aşağı inmeden davetli listesi krizi için okları Cem beye çevirtmişti.

İnsan gurur yapar girmez diyeceksiniz ama ben gerçek bir gazeteciyim ve böyle benden bile gizlenmiş olan gala gecesine mutlaka girmeliydim. Bu yazıyı yazmaya, aşağıda beklerken karar vermiştim. NGC Başkanı Özmen, kapı önüne gelip, beni almalarını söyledi güvenlikçilere. Onlar da doğduğum memlekette bu kadar rezil duruma düşürülmeme üzülerek, 'bizlik bir durum yoktu' dediler. Suskunluğumu koruyarak, merdivenlerden çıkıp kenarda bir masaya oturdum. Kallavi bir protokol masasına takıldı önce gözüm, sonra da tabiki benim davet edilmediğim galaya benden nasıl üstün gazeteciler çağrılmış diye gözlerimi radar gibi açtım. İlk bombayı TGK Başkanı konuşmasında söyledi. Kapı önünde girerken bir genç muhabirle konuştuğunu, işsiz olduğunu öğrendiğini aktardı.

Yıllardır Aydın'da çalışan bizlerin tanımadığı işsiz muhabir bile davet edilmiş yani galaya. Sonra masalara göz gezdirdim, nefs yapmak istemem ama beni 100'e bölün, mesleki olarak 1 parça dahi değeri olmayacak insanlar gecedeydi. Onları küçümsediğim için söylemiyorum sakın yanlış anlamayın ama bazı gazetelerin dizgicileri, ön muhasebe personeli bir vardı. Belediye başkanlarının basın birimi personelleri, şoförleri ekiplerine dahi masa vardı. O kadar gereksiz sözde gazeteciler vardı ki, benim eşimle davetli olmamamı acayip yadırgadım. VEYSEL KARAHAN'I o listeyi eklemeyen her kimse, müptezeldir. Mesleği ego tatmin yeri olarak kullanan sektörün gazete boyasıdır. Beni oraya bilerek davet etmeyen zevat kimse, görevi yetkisi hiç beni alakadar etmez ama meslek suçu işlemiştir. Ben bu mesleğe tepeden inmedim, emek verdim. Eğitimini almama rağmen halen, okumayı ve gelişmeyi sürdüren yalaklık değil, her dönem sahada gazetecilik yapan biriyim. Bu satırlardan daha ağır hakaretler etmek isterdim ama mesleğin etik değerlerini aşmak istemem.

GAZETECİ GALASI DEĞİL SİYASET GALASI!

Dışardan gelen misafir gazetecilerden özür diliyor ve bu eleştirilerden tenzih ediyorum. Amasız, fakatsız organizasyon benim gözümde tam bir rezaletti. Türkiyenin çeşitli illerinden gelen 60 meslektaşımıza ev sahipliği yapmış, giderlerini karşılamış ve etkinlikte de onları yalnız bırakmayan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nu ayrı tutmak şartıyla, gala gecesi tam bir siyasi şova dönmüştü. Öyleki davetli olan Karacasu Belediye Başkanı Zeki İnal, salonu terk etti. Ama cemiyet başkanları bu durumu fark etmedi bile. Sektörde Devleti temsilen galaya gelen BİK Müdürleriyle ne kadar ilgilenildi acaba? Aydın BİK müdürü galadan ayrılırken, birileri yalaklık yapmaktan müdür beyi uğurlamadı bile. Davet edilmeyen ben üzerime vazife edindim, gazeteciler adına sektörün denetçisi ve iletişim daire başkanlığını yani devleti temsil eden kurum müdürünü ben uğurladım. Bırakın bu örneği, ABGC'yi bu kentte kuran gazeteci büyüğümüz Mehmet Aydın gala gecesinde yoktu. Gazete sahiplerinin yarısı geceye gelmemişti. Ben davet edilmesem de sırf bu yazıyı yazmak için girdim içeri. Belediyenin iştirakler müdürünün bile dikkatini çekmiş, benim davetli listesinde olmayışım ama boyunlarında kartla gezen cemiyet yöneticilerinin dikkatini çekmemiş.

Daha fazla uzatıp, detay vermek istemiyorum ama benim ismimi duymaya tahammülü olmayan bit yenikleri, parazitler, yandan çarktan gazeteci oldum ben deyip zamanında gazeteci yokluğunda gazeteci olanlar, fotoğraf makinesinin diyaframından bahsetsedilse şanzıman sananlar, haber yazma teknikleriyle ilgili bir sınava tabi tutulsak en az yüzde 80'nin kalacağı çakallar, siyasetçilerin her dönem satılık kalem ve tetikçi olarak ihale verdiği zevatlar, onlara baklava yedirenler, daha dün kolunuzdan tutanları 3 gün sonra satanlar, vefa nedir bilmeyenler, işi gücü bırakıp dedikodu üretenler, birilerinin kuyusunu kazıp sonra da hiç anlamadılar ki deyip salak gibi gezinenler, dışarıda dürüst tarafsız diye naralar atıp, perdenin arkasında pozisyon deneyenler; Alayınızınnnnnnn gözlerinden öperim..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Veysel Karahan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Yeni Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Yeni Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.